İsrail’in Gazze’de uyguladığı soykırım, uzun süredir devam eden bir durum. Binlerce kadının ve çocuğun öldürülmesi, dünya genelinde yüksek sesle kınanmaktadır. Uluslararası alanda İsrail’in cezalandırılması için birçok lider, özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde çaba göstermektedir. Bu çabaların sonucu olarak Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant hakkında savaş suçu iddiaları nedeniyle tutuklama emri çıkarılmasını talep etmiştir.
Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısı, Netanyahu’nun doğrudan savaş suçu iddiasıyla tutuklanmasını istememiş ancak savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar konusunda cezai sorumluluk taşıdığına dair makul gerekçeler bulunduğunu belirtmiştir. Ayrıca 7 Ekim’de İsrail’de düzenlenen saldırılarda rol oynadıkları iddia edilen Hamas’ın üç üyesi hakkında da tutuklama emri talep edilmiştir.
Tutuklanması istenen üç Hamas üyesi ise Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniye, Hamas’ın Gazze lideri Yahya Sinvar ve Hamas’ın askeri kanadı İzeddin el-Kassam Tugayları’nın lideri Muhammed ed-Dayf olarak açıklanmıştır. Bu tutuklama kararları, İsrail’deki siyasi liderler arasında yoğun tepkilere sebep olmuştur.
İsrailli muhalefet lideri Yair Lapid, Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısının Netanyahu ve Galant hakkında tutuklama emri talep etmesini “felaket” olarak nitelendirmiş ve kınamıştır. Ayrıca, İsrail Savaş Kabinesi üyesi Benny Gantz da hemen tepkisini dile getirmiş ve BM Güvenlik Konseyi savcısının tutuklama emri talebinin tarihi bir suç olduğunu belirtmiştir.
Ancak, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin bu kararları dünya genelinde insan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları tarafından olumlu karşılanmıştır. İsrail’in savaş suçları ve insanlığa karşı suç işlemesi konusunda artık hesap vermesi gerektiği düşünülmektedir. Bu kararlar, uluslararası toplumda İsrail’in işlediği suçlara karşı daha etkili adımlar atılması gerektiğini de vurgulamaktadır.